İçeriğe geç →

Gelen Pazarlama, Daha Fazla Potansiyel Danışan Edinmenize Nasıl Yardımcı Olabilir?

Gelen pazarlama yöntemiyle nasıl daha fazla potansiyel danışan edinebileceğinize değinmeden önce neden bu yöntemi tercih etmeniz gerektiği hakkında konuşabiliriz. Fakat cevap çok basit ve sorunun içinde saklı. Tabi ki daha fazla danışan elde etmek için! Aslında dahası da var çünkü, tanım gereği, bütün pazarlama yöntemleri daha fazla müşteri elde etmek için tasarlanmıştır. Peki, gelen pazarlamayı farklı kılan nedir?

Gelen pazarlama, sürekli vermeye yönelik bir hediyedir. Bir blog yazısı yayınladığınızda, ilginç bir sosyal medya içeriği oluşturduğunuzda ya da başka bir tür değerli ve dikkat çekici içerik sağladığınızda, ölümsüzlüğü bulmuş olursunuz. Bu içerik, internette sonsuza kadar yaşar. Arama motorları bu içeriği indeksler ve asıl sihir o zaman başlar.
Diyelim ki “Kedinizin sosyal kaygınızı azaltması için yollar” başlıklı bir blog yazdınız. Her şeyden önce, bu başlık tıklanmak için yalvarıyor adeta. Ben olsam o makaleyi kesinlikle okurdum (çünkü kediler!). Tipik bir soruna benzersiz bir yaklaşım…
Bloğu yazdıktan sonra, onu sosyal ağlarınızda paylaşırsınız. Belki de böylece başkaları tarafından retweetlenir, repostlanır ya da paylaşılır. Ancak, sosyal destek gücünü kaybettiğinde, Google olaya elini atar. Örneğin biri “Sosyal kaygımı nasıl azaltırım?” sorusunu aratırsa ne olur? Makaleniz arama sonuçlarında görünecektir. Tabii ki içerik internette ne kadar uzun süre kalırsa, sıralamalarda yükselmeye başlaması da o kadar muhtemeldir. Eğer kaliteli bir içerikse, insanlar bloğa tıklayacak ve bu da arama motorlarında önemli bir yükselme sağlayacaktır. Kaliteli bir içeriği herkes sever! “Ürünümü satın al çünkü o harika” tarzında içeriklerdense herkes nefret eder.
Birileri gönderinizde bulunan anahtar kelimeleri her arattığında, potansiyel bir müşterinin sizi bulma olasılığı da artar. Gönderiniz onlara değerli bir şey sunduğundan, bir terapist arıyorlarsa, sizi seçme olasılıkları çok daha yüksek olacaktır. Bunu yapmak size ne kadara mal olabilir? Belki 30 dakika – ömür boyu kalacak bir pazarlama için. Fena bir yatırım sayılmaz, değil mi? Daha fazla içerik oluşturdukça, etkisi de katlanarak artacaktır.

Peki Nasıl Başlayabilirsiniz?

Çok basit. Web sitenizi ziyaret edip düzinelerce randevu alacak binlerce ziyaretçiye sahip olmak için ihtişamlı hırslarla başlamanıza gerek yok. Süreç, yavaş başlar ve momentum oluşturur. Fakat önce başlamalısınız! Daha fazla danışan elde edeceğiniz bir süreç oluşturmak istiyorsanız, bir yerden başlamanız gerekiyor.
Öncelikle neden terapistlerin sosyal medya kullanması gerektiğiyle başlayalım. Bu durum aslında tartışmaya açık ancak basit bir şekilde cevaplayacak olursak; siz bir işletmesiniz. Sizin ürününüz, muhteşem terapi yeteneğinizdir. Sosyal medya da müşterilerin olduğu yerdir. Sadece özel meselelerinizi özel tuttuğunuzdan emin olun. Profesyonel bir kullanım için kişisel hesabınızdan ayrı bir hesabınızın olması en iyisi -özellikle de Facebook için-

Nasıl Sosyal Olunur?

İşiniz için bir Facebook sayfası açın
Başkalarının dikkate değer içeriklerini paylaşmakla başlayabilirsiniz. Bir idareci gibi düşünün. Potansiyel müşterileriniz ne tür içerikleri faydalı bulur? Mevcut danışanlarınızı ve ofis ziyaretçilerinizi sizi Facebook’ta bulmaları için teşvik edin. Sosyal medya hesaplarınızı kartvizitinize ekleyin. Resepsiyona ufak bir tabela asın. Bunlar, küçük ama destekleyici bir çekirdek kitle oluşturacaktır. İçeriğinizi muhtemelen ilk paylaşacak olan da bu çekirdek kitledir (çünkü onlar sizi zaten seviyorlar değil mi?)

Twitter hesabı oluşturun
Zaten kişisel bir Twitter hesabınız varsa, mevcut paylaşımlarınızın profesyonel olduğundan emin olun. “Profesyonel” derken, paylaşımlarınızın hepsinin terapiyle ilgili konulardan oluşmasından bahsetmiyorum tabii. Politikayla alakalı ya da münakaşaya sebep olacak tweetlerden kaçının. “Danışanlarım bunu okusalardı ne düşünürlerdi?” diye düşünün. Eğer canlarını sıkacak ya da azıcık da olsa hassaslaşacakları bir konuysa, o zaman ya silin ya da yeni bir profesyonel hesap açın.
Kişiliğinizi yansıtmanız kesinlikle önerilir. Yemek pişirme tutkunuz varsa, gösterin o zaman! Tarifler paylaşın, sağlıklı yiyecekler hakkında paylaşımlar yapın. Bir terapistsiniz ama her şeyden önce ilginç bir insansınız! Twitter’daki bazı terapistlerin binlerce takipçisi var. Yeni danışanlar elde etmek için ellerinden geleni yaptıklarını söyleyebiliriz, değil mi?

Linkedin profilinizi cilalayın
Çoğu terapistin bir Linkedin hesabı var (ya da olmalı) Bir terapist olarak niteliklerinizi en iyi şekilde gösterdiğinden emin olun. Eski işlerinizi ya da herhangi bir deneyiminizi silmeyin çünkü bunlar gelecekteki bir danışanınız için ilgi çekici olabilir. Örneğin, daha önce bir sirkte çalıştıysanız -ki bu oldukça ilginç- potansiyel danışanların sizinle ilişki kurmasının bir yolu da bu olabilir.

Blog yazmaya başlayın ya da bir bloğa misafir olun
Blog yazma, en önemli pazarlama aracıdır. Basit bir bloğa başlayın ve haftada bir paylaşım yapmaya kendinizi adayın.
Başka bloglara misafir olarak blog yazmak (kendi web sitenize bağlantı sağladığından emin olarak) mevcut bir bloğun başarısını sırtlamanın en önemli yoludur. Dikkat çekici içeriğinizi kendi sayfanıza bağlantı vererek daha geniş bir kitleye ulaştırabilirsiniz ve bu da size daha fazla trafik sağlar. Eğer E-Therapy.app kullanıyorsanız ve misafir olarak blog yayınlamak istiyorsanız support@e-therapy.app adresinden bize ulaşabilirsiniz.
Tabii bir terapist olarak sizin amacınız daha fazla terapistin değil daha fazla potansiyel danışanın sizi bulması -ki bu da bizim bloglarımızın amacından farklı- ancak danışanlara hitap eden blogların yanı sıra terapistlere hitap eden bloglar da yazabilirsiniz. Çünkü bir terapist kitlesine blog yazmak sizi bir düşünce lideri kılabilir ve bu da size daha fazla potansiyel danışan kazandırabilir. E-Therapy.app üzerinden bloğunuzu yayınlamak istiyorsanız hem web sitenize hem de blog sayfanıza bağlantı verebilirsiniz; böylece Google’ın bloğunuza koyduğu değer önemli ölçüde artabilir.

Blog yazma, Google’a, insanların arama yaptıklarında sizi bulmalarına yardımcı olmak için gereken yakıtı sağlayan şeydir. Blog yazmanın başarısının anahtarı, düzenli olarak paylaşım yapmaktır. Haftalık olarak paylaşım yapmak sizin için zorsa, aylık olarak paylaşım yapmayı deneyebilirsiniz. Ama ne şekilde ve ne sıklıkla olursa olsun, düzenli olarak paylaşım yapın!

Danışan havuzunuzu global olarak genişletin
Eğer online terapi yöntemini kullanıyorsanız, potansiyel danışanlar için erişiminiz artık zaten globaldir. Online danışmanlık her danışan için uygun olmasa da sizinle güvenli bir görüntülü terapi seansı yapmak isteyecek büyük bir potansiyel danışan havuzu vardır. Bunun için yüksek kaliteli bir pazarlama stratejisi işe yarayacaktır. Birisi “İstanbul’daki aile terapistleri”ni arattığında, aramanın başında adınız mı çıkıyor? Eğer çıkmıyorsa, gelen pazarlamaya başlamanız gerekir. Eğer en üst sonuçlarda yer alıyorsanız, o pozisyonu korumak için -yine- gelen pazarlamayı kullanmanız gerekir; aksi takdirde, bu yazıyı okuyan başka bir terapist listenin başına geçecektir!
Her şey, markalaşma ile ilgili. Sadece Türkiye’de yaklaşık 50.000 psikolog varken potansiyel bir danışan sizi nasıl ve neden seçer? Geleneksel yüz yüze terapide mesele genellikle coğrafyayla ilgilidir. Bununla birlikte, şehrinizdeki tek terapist siz olsanız bile, bölgenizdeki kaç kişi ihtiyacı olduğu halde terapi hizmeti almıyor? Bu potansiyel danışanlar sizin onlara yardımcı olabileceğinizi nereden bilebilirler ki? Elbette gelen pazarlama yönteminiz sayesinde! Giden pazarlama yalnızca halihazırda terapi isteyen kişiler için işe yarar. Gelen pazarlama ise, parlaklığınızla daha fazla insanın sizinle temas kurmasını sağlar -bir gün müşteri olarak size gelebilecek insanlar, o anda sadece içeriğinizi okumakla ilgileniyor olsalar bile. Belki de tıpkı senin şu an yaptığın gibi!

Kategori: Genel